Logo
Bozkurt mahir
TIK TIK NECATİ
Arkadaşım, bir dükkânda ayakkabılara bakıyordu; ben ise onu dükkânın dışında bekliyor, sokağı gözlemliyordum. Yan dükkânın önündeki kişilerin sohbetine kulak misafiri oldum. Türk sanat müziği hakkında konuşuyorlardı. Onlardan biri yumuşak sesle ve büyük bir incelikle kendini ifade ediyordu, o kişiye soruverdim: "Amcacığım, Türk sanat müziğini sever misiniz?"

Yetmişli yaştaki o adam gülümseyerek: "Severim, delikanlı. Çok severim. Sen de seviyorsun anlaşılan." dedi.
“Evet, amca. Ben de seviyorum. Türk sanat müziğinde derinlik var." şeklinde cevap verdim.
"Ooo! Öyleyse dükkânıma misafir olmalısın. Sen aradığım gençsin." diyerek koluma girdi, beni dükkânına davet etti. Arkadaşıma "Yan taraftayım!" diye seslendim ve dükkâna girdim.

Dükkâna girer girmez oranın havası, ruhumu sardı. Amca, karşısındaki sandalyeyi gösterdi, oturmamı bekledi. Ardından sandalyesine oturdu. Amcanın arkasındaki duvarda şiirler ve resimler asılıydı. Sol tarafımdaki sehpanın üstünde kitaplar, defterler, kalemler mevcuttu. Sehpanın biraz ilerisinde -çeyrek asırdan fazla bir zaman Necati amcaya eşlik eden- radyo vardı. Radyoda Türk sanat müziği çalıyordu. Köşede muhabbet kuşları cıvıldıyordu. Büyülenmiştim sanki.

Yüzünden tebessüm eksik olmayan usta kendini tanıttı:
"Ben, Necati Kahraman, nâm-ı diğer Tık Tık Necati. Yıllardır ayakkabı tamir ederim. Tamir sırasında çekiç sesleri oluyor tabii. Onun için bana "Tık Tık Necati." derler. Osmaniyelilerin çoğu tanır beni. Türk sanat müziğini severim. Vatanımı severim. Okumayı severim, ne bulduysam okurum. Beni takvim yaprakları çok geliştirdi. İnsanları, hayvanları, gülümsemeyi severim. Sevmeyi ve sevilmeyi severim. Şiirleri çok severim ve acizane şiir yazarım. Duvardaki şiirler bana aittir."

Karşımdaki adamın Türkçesi, donanımı ve inceliği şaşırtmıştı beni. Konuşurken huzur veriyordu.
Samimi bir şekilde sordu: "Yakışıklı genç, sen de kendini tanıtır mısın?"
Heyecanla kendimi tanıttım: "Ben, Muhammed Turan Şehitoğlu. Lise öğrencisiyim. Osmaniyeliyim. Celil Şehitoğlu'nun oğluyum. Babamı da birçok kişi tanır. Türk sanat müziğini, vatanı, kitapları ve şiirleri çok seviyorum."

Cümlemi tamamladıktan sonra ustanın gözlerine baktım, gözleri ışıldamıştı.
"Maşallah sana. Gençler bizim için önemli. O gençler vatanı, şiiri ve Türk sanat müziğini seviyorsa onlar benim için daha da önemli oluyor. Genç adam, kapım her zaman açık. Gel, buyur. Sohbet edelim. Ben senden öğrenirim, sen benden öğrenirsin. Şiir okuruz, Türk sanat müziği dinleriz. Tanıştığıma memnun oldum." dedi.
"Amcacığım, ben de tanıştığıma memnun oldum. En yakın zamanda geleceğim inşallah. Hayırlı işler..." deyip oradan ayrıldım.

Sözümü tuttum, bir haftanın ardından dükkânına gittim. O günkü sohbetimizden sonra müdavimi oldum oranın. Necati Amca'dan nice iyiliği ve güzelliği öğrendim. Onunla sohbetimiz tekdüze olmazdı. Vatan, millet, inanç, kitap, şiir, resim, müzik, doğa, insanlık, estetik hakkında konuşurduk. Üniversite yıllarında da ondan kopmadım. Tatil zamanları onu ziyaret ederdim. "Hoş geldin vefalı genç!” diye beni karşılardı.

Üniversitede olduğum zaman Necati Amca hastalanmış ve Hakk'a yürümüş. Onun vefat haberini arkadaşım söylemişti. Söylerken de epey zorlanmıştı. Acı haber sarsmıştı beni. Necati Amca'nın güler yüzünü, tatlı sesini, zarif tavırlarını düşünmüştüm. Alev dolu bir “ah” yükselmişti içimden. Yanaklarımdan yaşlar süzülmüştü.

Bugün Konya’da bir ayakkabı tamircisinin önünden geçerken Necati Amca geldi aklıma. Necati Kahraman, Osmaniye’nin değerlerinden biridir. Ona dair güzellikler hâlâ aklımda ve güzel insan hâlâ dualarımda...

//Muhammed Turan ŞEHİTOĞLU
13 gün önce

Henüz Yanıt Yok

Görünüşe göre bu yayının henüz herhangi bir yorumu yok. Bu yayına Bozkurt mahir tarafından yanıt vermek için, alttaki üzerine tıklayın