HALVET DER ENCÜMEN Hâce Bahâeddin Nakşibend (k.s.)’den sormuşlar ki: Tarîkatınız ne esâsa mebnîdir? Buyurdular ki: Halvet der encümen. Yani zâhirde halk ile, bâtında Hakk Sübhânehû ve Teâlâ ile olmaktır.

[İçeriden âşinâ ol dışarıdan el gibi,
Böyle güzel gidiş cihanda yok gibi]

Hakk Teâlâ’nın [Öyle kullar vardır ki, ticâret alış-veriş onları Allah’ı zikretmekten alıkoymaz] kavl-i şerîfi bu makâmâ işârettir. Nisbet-i bâtın bu tarîkte şöyle vâkî oluyor ki; gönül cemʽiyyeti, [ ya'ni kalbin yalnız Allah ile meşgul olması] halk ile sohbette halvetten [yalnız kalmaktan] daha ziyâde olur. Buyurmuşlardır ki: bizim tarîkatimiz sohbettir.
Halvette şöhret ve şöhrette de âfet vardır. Hayriyyet [hayır] cemʽiyyettedir [yalnız Allah ile meşgûl olmaktadır] ve cemʽiyyet [yalnız Allah ile meşgûl olmak] de sohbettedir. Sohbetin tesîriyle sâlikînin birbirinde nefy [yok] olmaları şarttır.

image