Bitig Bitig
    #vahitözdemir #skandal #diplomat #dışişleribakanlığı #tbmm
    Gelişmiş Arama
  • Giriş
  • Kayıt

  • Gece modu
  • © 2026 Bitig
    Hakkında • Rehber • Bize Ulaşın • Gizlilik Politikası • Kullanım Şartları • Geri ödeme • Bitig Uygulaması - Çocuk Güvenliği Standartları ve Politikası • Finans

    Seç Dil

  • Turkish

İzle

İzle BitVid

daha

Keşfet Fonlar
BitVid İzle Hepsini gör

Keşfedin Gönderi

Posts

Kullanıcılar

grup

Fonlar

Ömer tarık Yılmaz
Ömer tarık Yılmaz
2 saat

https://tarikhaber.com/haber/k....ayseride-dehset-otel Dehşet: Otel Odasında Kavga Ettiği Kadını 5. Kattan Aşağı Attı*

*GÜNDEM / KAYSERİ - TALAS*
*İHA*

*Tartışma cinayetle bitti*
Kayseri'nin *Talas* ilçesinde bir otelde yaşanan tartışma kanlı bitti.

İddiaya göre *N.C.Ş.* isimli şahıs, otel odasında tartıştığı *Selin Gökhan* ile kavga etti. Tartışmanın büyümesi üzerine N.C.Ş., Gökhan'ı otelin *5. katından aşağı attı*.

Ağır yaralanan Selin Gökhan, yere düşmesinin ardından yapılan tüm müdahalelere rağmen *hayatını kaybetti*.

*ŞÜPHELİ GÖZALTINDA*
Olayın ardından kaçmaya çalışan şüpheli N.C.Ş., polis ekipleri tarafından kısa sürede *gözaltına alındı*.

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili *soruşturma başlattı*.

---

*Sen ne düşünüyorsun?*
Bu haber gerçekten çok sarsıcı. Bir tartışmanın bu noktaya varması ve bir insanın 5. kattan atılması kabul edilemez. Kadına yönelik şiddet vakaları son dönemde yine çok konuşuluyor.

Adaletin yerini bulmasını ve soruşturmanın en kısa sürede tamamlanmasını umuyorum. Senin bu olay hakkında düşüncen ne?

Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Breathedivinity Clothing
Breathedivinity Clothing
2 saat

Breathedivinity is a premium American streetwear brand. Shop the Breathe Divinity Official Online Store and get up to 30% off. Enjoy big discounts with fast shipping.

https://breathedivinityco.us/

Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Ömer tarık Yılmaz
Ömer tarık Yılmaz
7 saat

https://tarikhaber.com/haber/s....ivasta-tarimsal-sula Tarımsal Sulamaya Yeni Yatırım: Gürün ve Altınyayla İçin İhale Süreci Başladı
​Sivas İl Özel İdaresi, kırsal kalkınmayı desteklemek ve tarımsal verimliliği artırmak amacıyla Gürün ve Altınyayla ilçelerini kapsayan yeni bir sulama projesini hayata geçiriyor.
​"Gürün Tepecik Kovalıpınar Mezrası ile Altınyayla Doğupınar Köyü Sulama Tesisi İnşaatı" yapım işi için resmi ihale ilanı yayımlandı. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında açık ihale usulüyle yapılacak olan ihale, Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) üzerinden tekliflere açıldı.
​İhaleye Dair Öne Çıkan Detaylar:
​İKN (İhale Kayıt Numarası): 2026/14975901
​Usul: Açık İhale (Elektronik teklif / EKAP)
​Son Teklif Verme Tarihi: 25 Ağustos 2026
​İhale Yeri: Sivas İl Özel İdaresi
​İşin Süresi: Yer tesliminden itibaren 45 takvim günü
​Bölgedeki tarımsal arazilerin suya erişimini kolaylaştıracak tesisin, yer tesliminin ardından 45 gün gibi kısa bir sürede tamamlanarak üreticilerin hizmetine sunulması hedefleniyor.

Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Ömer tarık Yılmaz
Ömer tarık Yılmaz
10 saat

https://tarikhaber.com/haber/h....atayda-feci-kaza-tir Feci Kaza: Tır ile İşçi Servisi Çarpıştı, 1 Kişi Hayatını Kaybetti, 15 Yaralı
Hatay’ın Erzin ilçesinde sabah saatlerinde meydana gelen feci trafik kazasında işçi servisi ile bir tır çarpıştı. Kazada 1 kişi yaşamını yitirirken, 15 kişi yaralandı.
Olay Yerine Çok Sayıda Ekip Sevk Edildi
Edinilen bilgilere göre kaza, Erzin ilçesi sınırlarında meydana geldi. İşçileri taşıyan servis minibüsü ile seyir halindeki bir tır, henüz belirlenemeyen bir nedenle kafa kafaya çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle servis minibüsünde büyük hasar oluşurken, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda sağlık, itfaiye ve polis ekibi yönlendirildi.
* Can Kaybı ve Yaralılar: Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk kontrollerinde 1 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi.
* Hastaneye Sevk: Kazada yaralanan 15 kişi, ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla çevredeki en yakın hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.
* Trafik Durumu: Kaza nedeniyle güzergahta bir süre kontrollü olarak sağlanan trafik akışı, araçların kaldırılmasının ardından normale döndü.
Olayla ilgili geniş çaplı inceleme ve adli soruşturma başlatıldı.

Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Ömer tarık Yılmaz
Ömer tarık Yılmaz
12 saat

https://tarikhaber.com/haber/o....nyargilari-tamir-ett Tamir Etti: 19 Yaşındaki Azra Sanayide Ezber Bozuyor
​Bursa’nın Nilüfer ilçesinde yaşayan 19 yaşındaki Azra Aruser, erkek egemen bir sektör olarak bilinen otomotiv tamirciliğinde gösterdiği performansla takdir topluyor. Çocukluğundan bu yana arabalara ve tamir aletlerine ilgi duyan Aruser, ailesinin de desteğini alarak Nilüfer 23 Nisan Mahallesi'ndeki bir oto tamirhanesinde çırak olarak işe başladı.
​"Barbie Bebekle Değil Arabayla Oynardım"
​Otomobillere olan tutkusunun çocukluk yıllarına dayandığını belirten Azra Aruser, tamirhanede çalışmanın getirdiği fiziksel zorlukların üstesinden geçmişteki spor deneyimiyle geldiğini ifade etti. Boks, dövüş sporları, futbol ve okçuluk gibi branşlarla ilgilenen genç kadın, mesleğe olan yaklaşımını şu sözlerle aktardı:
​"Ben araba çok severim. Küçükken Barbie ile değil, arabayla oynardım. Sonunda da kendimi burada buldum. Kadın erkek diye bir ayrım kalmadı; merak eden herkes istediği mesleği yapabilir."
​Ustasının Önyargısını İlk Günden Kırdı
​İşletme sahibi Sinan Dönmez, Azra işe başlamadan önce kadınların bu mesleği yapamayacağına dair önyargıları olduğunu ancak genç kadının azmiyle bu fikrinin tamamen değiştiğini belirtti:
​Hızlı Uyum: İlk günden itibaren birçok kalfa ve çırağın zorlanacağı işleri başarıyla tamamladı.
​Ekibin Parçası: Kısa sürede işletmenin vazgeçilmez bir çalışanı haline geldi.
​Müşteri İlgisi: Azra’nın çalışma azmi, tamirhaneye gelen müşterilerin ve çevre esnafının da yoğun ilgisini çekti.
​Hedef: Mekanik ile Yazılımı Birleştirmek
​Üniversite tercihleri öncesinde pratik deneyim kazanmak isteyen Azra, gelecekte otomotiv yazılımları ve bilgisayar sistemleri üzerine uzmanlaşmayı planlıyor. Araç teknolojisindeki dijitalleşmeye dikkat çeken genç tamirci, edindiği mekanik altyapıyı ileri düzey yazılım bilgisiyle birleştirerek sektörde kalıcı bir kariyer hedefliyor.

Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Ömer tarık Yılmaz
Ömer tarık Yılmaz
13 saat

https://tarikhaber.com/haber/m....anisada-seyir-halind SEYİR HALİNDEKİ ARAÇTA UYGUNSUZ DAVRANIŞA GÖZALTI
​Manisa’nın Salihli ilçesinde, seyir halindeki bir otomobilin açılır tavanından (sunroof) sarkarak uygunsuz hareketlerde bulunan kadın ve aracı kullanan sürücü polis ekiplerince gözaltına alındı.
​Sosyal Medya Görüntüleri Soruşturma Başlattı
​8 Ağustos tarihinde kaydedildiği belirlenen ve sosyal medya platformlarında hızla yayılarak tepki çeken anların ardından adli makamlar harekete geçti. Görüntülerin kamuoyunda infial yaratması üzerine Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Türk Ceza Kanunu kapsamında "hayasızca hareketler" suçlamasıyla resen soruşturma açıldı.
​Şüpheliler Kısa Sürede Yakalandı
​İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü incelemeler sonucunda araç plakası ve şahısların kimlikleri tespit edildi:
​Adli İşlem: Araç tavanından sarkarak uygunsuz davranış sergileyen kadın ile direksiyon başındaki sürücü belirlenen adreslerinde yakalanarak emniyete götürüldü.
​Soruşturma Süreci: Trafik güvenliğini tehlikeye düşüren ve genel ahlaka aykırı fiilde bulunan şüphelilerin emniyetteki sorgusu devam ediyor.

Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Vasib
Vasib
15 saat

AZİZ EFENDİ, Rifâî (1872-1934) Meşhur Türk hattatı.

Müellif: MUHİTTİN SERİN

Trabzon’un Maçka kazasında doğdu. Babası Rize eşrafından Molla Mehmed Abdülhamid Efendi, annesi Esma Hanım’dır. Ailesi Doksanüç Harbi sırasında İstanbul’a gitti. Babası önce Akpınar, daha sonra Kâğıthane köyü camisinde imamlık yaptı.
Aziz Efendi ilk tahsilini Eyüp’te Şah Sultan İbtidâî Mektebi’nde tamamladı. Sıbyan mektebi sıralarında güzel yazıya olan merak ve kabiliyeti dolayısıyla Filibeli Ârif Efendi’den sülüs ve nesih yazılarını öğrenmeye başladı.
Yazıdaki başarısı ile kısa zamanda hocasının sevgi ve takdirini kazandı. Yazı tahsilini tamamlayıncaya kadar Nuruosmaniye’deki hat mektebine devam etti. 1896’da hocası Ârif Efendi ile Reîsülhattâtîn Muhsinzâde Abdullah Hamdi Bey’den sülüs ve nesih yazılarında icâzet aldı; daha önce Karinâbâdlı Hasan Hüsnü Efendi’den ta‘lik yazısını meşkederek 1894’te ondan da icâzet almıştı. Zamanın celî üstadı Sâmi Efendi’nin Horhor’daki evinde yapılan sanat sohbetlerine devam ederek celî sülüs, celî ta‘lik yazılarının inceliklerini öğrendi.
Kabiliyetinin yanında disiplinli bir hat öğrenimi de gören Aziz Efendi, Şevki Efendi yolunda yazıya kendine has bir şive katarak sanat sahasında şahsiyetini ortaya koydu. Emsali arasında “serîülkalem” namıyla şöhret buldu.
Divanî, reyhânî, muhakkak, tevkīî, ta‘lik, rikā‘ ve rik‘a yazılarını bütün incelikleriyle bilir ve yazardı. Revnakoğlu, “Aziz Efendi rik‘a yazar gibi süratle sülüs, nesih ve ta‘lik yazardı. İstanbul’da en çok yazısı görülen bir zattı” diyor. Bilhassa celî sülüs yazıların istif ve terkibinde son derece mahir olup çok güzel tuğra resmederdi.
Eserlerine önceleri Abdülaziz Eyyûbî ve Aziz, daha sonra ise Şeyh Mehmed Abdülaziz er-Rifâî şeklinde imza koydu.
İlk memuriyete 1896’da Meclis-i İdâre-i Emvâl-i Eytâm Kitâbeti’nde başladı. 1903’te görevi Mektûbî-i Meşîhat-ı Ulyâ Kalemi Ketebesi’ne nakledildi. Bu arada Şehrî Ahmed Efendi’nin derslerine devam ederek ilmiye icâzetnâmesi aldı (1904), ayrıca Özbekler Tekkesi Şeyhi Edhem Efendi’den ebru sanatını öğrendi. Bir müddet sonra yazısının güzelliği ve ahlâkî olgunluğu sebebiyle Ma‘rûzât-ı Mühimme Kitâbeti’ne terfi etti ve kendisine gümüş liyakat madalyasıyla dördüncü dereceden Mecîdî nişanı verildi. Bu görevinin yanında Medresetü’l-kudât’ta ve Mahmûdiye Rüşdiyesi’nde yazı hocalığı yaptı, meşihat dairesi memurlarına da ta‘lik dersi verdi. Bu sırada Ümmü Kenan Dergâhı Şeyhi Kenan Rifâî’ye intisap ederek 1910 yılında ondan hilâfet aldı.
1920’de Mısır Meliki I. Fuâd kendi adına bir Kur’ân-ı Kerîm yazdırmak isteyince ehil bir hattat seçmek üzere Mısır nakîbüleşrafı Muhammed Ali Biblâvî’yi hat üstatlarının merkezi İstanbul’a gönderdi. Biblâvî önce Medresetü’l-hattâtîn’de Türk hattatlarıyla tanıştı ve yazılarını inceledi. Tavsiye üzerine Bâb-ı Meşîhat’ta Aziz Efendi’yi de ziyaret ederek eserlerini gördü. Bu inceleme ve araştırmaları sonunda Aziz Efendi’nin aradığı evsafta muktedir bir hattat olduğuna karar verdi. Aziz Efendi 1922 yılında, Mısır hükümetinin isteği, Mısır ve İstanbul İngiliz işgal kuvvetleri yüksek komiserliğinin aracılığı ile resmen Mısır’a davet edildi. Görevli bulunduğu Meşihat dairesinin 14 Muharrem 1341 (6 Eylül 1922) tarih ve 107 sayılı yazısı ile beş ay izinle Kahire’ye gitti.
“Melik Fuad nüshası” olarak bilinen mushaf-ı şerifi burada Ezher ulemâsının kontrolüyle resm-i Osmânî üzere altı ayda yazdı. Bunun tezhibi de kendisinden istenince izni beş ay daha uzatıldı.
Aziz Efendi’nin İslâm yazılarındaki üstünlüğünü ve kudretini gören Melik I. Fuâd, ülkesinde yok olmaya yüz tutmuş olan hat sanatını canlandırmak için ondan Kahire’de bir hat mektebi açmasını istedi. Aziz Efendi melikin bu teklifini kabul etti ve ailesini de yanına alarak Kahire’ye yerleşti.
1922 yılı sonlarında Kahire’de Medresetü tahsîni’l-hutûti’l-melikiyye adıyla bir mektep kurularak Halilağa Medresesi’ne bağlanmıştı. Bu mektebin büyük bir ilgi görmesi üzerine melik ikinci bir hat medresesi açılmasını emretti. Bunun üzerine Aziz Efendi 1923 yılı başlarında Şeyh Sâlih Erkek Medresesi’nde yeni bir hat mektebi kurdu, her iki mektebin hem müdürlüğünü hem de hat hocalığını yaptı. Önce Melik I. Fuâd’ın hususi evkaf divanına bağlanan, daha sonra Eğitim Bakanlığı’na devredilen bu hat medreselerinin kurulması Mısır kültür ve sanatı bakımından oldukça önemli, hatta tarihî bir hadisedir.
Kahire eskiden beri İslâm dünyasının önemli kültür merkezlerinden biri olması sebebiyle buraya çeşitli İslâm ülkelerinden ilim ve sanat öğrenmek üzere gelen binlerce genç, bu hat medreselerinden de istifade ederek memleketlerine dönmüşler, kendi ülkelerinde klasik Türk hat üslûbunun yayılmasını sağlamışlardır. Bunda Aziz Efendi’nin Kahire’deki on bir yıllık hocalığının önemli bir rolü olduğu âşikârdır. Aziz Efendi sanat çalışmalarından artakalan vaktini mevlevîhânede irşad halkasına girenleri mânen yetiştirmekle geçirmiştir.
Aziz Efendi, Kahire’nin havası sağlığına pek iyi gelmediği için Nisan 1933’te Mısır hükümetinden emekliliğini isteyerek İstanbul’a döndü. 16 Ağustos 1934’te vefat etti ve Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.
Hayatı boyunca büyük bir gayretle çalışmış olan Aziz Efendi Kahire ve İstanbul’da pek çok talebe yetiştirmiştir.
Kahire’de icâzet verdiği talebeleri arasında Tâhir el-Kürdî, Muhammed Ali Mekkâvî, Muhammed Efendi eş-Şehhât, Muhammed Ahmed Abdül‘âl, Rızk Mûsâ, Abdülkadir Efendi, Abdürrâzık Sâlim ve Abdurrahman Hâfız Arap âleminin önde gelen hattatlarıdır. İstanbul’da icâzet verdiği talebeleri içinde de Mahmut Bedrettin Yazır ve Ömer Vasfî Türk hat sanatında önemli yeri olan kişilerdir.
Aziz Efendi hat sahasında çok güzel eserler bırakmıştır. Bunlar arasında on iki mushaf-ı şerif onun en önemli eserlerindendir. O tarihte bu mushaflardan biri Afganistan emîrinde, biri de Hidiv Abbas Hilmi Paşa’nın vâlidesinde idi. Melik I. Fuâd için yazdığı Kur’ân-ı Kerîm 1952’de Nâsır ihtilâlinden sonra kaybolmuştur. İki mushaf-ı şerif İstanbul’da damadı Ekrem Hakkı Ayverdi’nin kurduğu Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı, Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’nda bulunmakta, diğerlerinin ise nerede olduğu bilinmemektedir. “Hutût-ı mütenevvia” ile yazdığı yedi büyük hilye de hat sanatındaki kudretini gösteren önemli eserleridir. Bu hilyelerden biri yine aynı vakfın hat koleksiyonunda, biri İstanbul’da Ümmü Kenan Dergâhı’nda, biri de Emin Barın hat koleksiyonunda bulunmaktadır. Hayatının en olgun dönemine rastlayan Kahire’deki hocalığının, bugün Arap âleminde hat sanatının, klasik yazı formlarının bozulmadan günümüze ulaşmasında ve ilerlemesinde önemli ölçüde rol oynadığı kabul edilmektedir. Yirmiyi aşkın sülüs-nesih ve ta‘lik meşk albümü ile ta‘lik hatla yazdığı Ḳaṣîdetü’l-bürʾe ve sülüs-nesih el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye Kahire’de yayımlanmıştır (1343/1924). Ayrıca Bursa Ulucamii’nde iki, İstanbul’da Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde 116 parça levhası ile özellikle Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’nda çeşitli yazı örnekleri ve levhaları bulunmaktadır.
Kaynak: T.D.V. İslâm Ansiklopedisi

image
Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Vasib
Vasib
15 saat

AZİZ EFENDİ, Rifâî (1872-1934) Meşhur Türk hattatı.

Müellif: MUHİTTİN SERİN

Trabzon’un Maçka kazasında doğdu. Babası Rize eşrafından Molla Mehmed Abdülhamid Efendi, annesi Esma Hanım’dır. Ailesi Doksanüç Harbi sırasında İstanbul’a gitti. Babası önce Akpınar, daha sonra Kâğıthane köyü camisinde imamlık yaptı.
Aziz Efendi ilk tahsilini Eyüp’te Şah Sultan İbtidâî Mektebi’nde tamamladı. Sıbyan mektebi sıralarında güzel yazıya olan merak ve kabiliyeti dolayısıyla Filibeli Ârif Efendi’den sülüs ve nesih yazılarını öğrenmeye başladı.
Yazıdaki başarısı ile kısa zamanda hocasının sevgi ve takdirini kazandı. Yazı tahsilini tamamlayıncaya kadar Nuruosmaniye’deki hat mektebine devam etti. 1896’da hocası Ârif Efendi ile Reîsülhattâtîn Muhsinzâde Abdullah Hamdi Bey’den sülüs ve nesih yazılarında icâzet aldı; daha önce Karinâbâdlı Hasan Hüsnü Efendi’den ta‘lik yazısını meşkederek 1894’te ondan da icâzet almıştı. Zamanın celî üstadı Sâmi Efendi’nin Horhor’daki evinde yapılan sanat sohbetlerine devam ederek celî sülüs, celî ta‘lik yazılarının inceliklerini öğrendi.
Kabiliyetinin yanında disiplinli bir hat öğrenimi de gören Aziz Efendi, Şevki Efendi yolunda yazıya kendine has bir şive katarak sanat sahasında şahsiyetini ortaya koydu. Emsali arasında “serîülkalem” namıyla şöhret buldu.
Divanî, reyhânî, muhakkak, tevkīî, ta‘lik, rikā‘ ve rik‘a yazılarını bütün incelikleriyle bilir ve yazardı. Revnakoğlu, “Aziz Efendi rik‘a yazar gibi süratle sülüs, nesih ve ta‘lik yazardı. İstanbul’da en çok yazısı görülen bir zattı” diyor. Bilhassa celî sülüs yazıların istif ve terkibinde son derece mahir olup çok güzel tuğra resmederdi.
Eserlerine önceleri Abdülaziz Eyyûbî ve Aziz, daha sonra ise Şeyh Mehmed Abdülaziz er-Rifâî şeklinde imza koydu.
İlk memuriyete 1896’da Meclis-i İdâre-i Emvâl-i Eytâm Kitâbeti’nde başladı. 1903’te görevi Mektûbî-i Meşîhat-ı Ulyâ Kalemi Ketebesi’ne nakledildi. Bu arada Şehrî Ahmed Efendi’nin derslerine devam ederek ilmiye icâzetnâmesi aldı (1904), ayrıca Özbekler Tekkesi Şeyhi Edhem Efendi’den ebru sanatını öğrendi. Bir müddet sonra yazısının güzelliği ve ahlâkî olgunluğu sebebiyle Ma‘rûzât-ı Mühimme Kitâbeti’ne terfi etti ve kendisine gümüş liyakat madalyasıyla dördüncü dereceden Mecîdî nişanı verildi. Bu görevinin yanında Medresetü’l-kudât’ta ve Mahmûdiye Rüşdiyesi’nde yazı hocalığı yaptı, meşihat dairesi memurlarına da ta‘lik dersi verdi. Bu sırada Ümmü Kenan Dergâhı Şeyhi Kenan Rifâî’ye intisap ederek 1910 yılında ondan hilâfet aldı.
1920’de Mısır Meliki I. Fuâd kendi adına bir Kur’ân-ı Kerîm yazdırmak isteyince ehil bir hattat seçmek üzere Mısır nakîbüleşrafı Muhammed Ali Biblâvî’yi hat üstatlarının merkezi İstanbul’a gönderdi. Biblâvî önce Medresetü’l-hattâtîn’de Türk hattatlarıyla tanıştı ve yazılarını inceledi. Tavsiye üzerine Bâb-ı Meşîhat’ta Aziz Efendi’yi de ziyaret ederek eserlerini gördü. Bu inceleme ve araştırmaları sonunda Aziz Efendi’nin aradığı evsafta muktedir bir hattat olduğuna karar verdi. Aziz Efendi 1922 yılında, Mısır hükümetinin isteği, Mısır ve İstanbul İngiliz işgal kuvvetleri yüksek komiserliğinin aracılığı ile resmen Mısır’a davet edildi. Görevli bulunduğu Meşihat dairesinin 14 Muharrem 1341 (6 Eylül 1922) tarih ve 107 sayılı yazısı ile beş ay izinle Kahire’ye gitti.
“Melik Fuad nüshası” olarak bilinen mushaf-ı şerifi burada Ezher ulemâsının kontrolüyle resm-i Osmânî üzere altı ayda yazdı. Bunun tezhibi de kendisinden istenince izni beş ay daha uzatıldı.
Aziz Efendi’nin İslâm yazılarındaki üstünlüğünü ve kudretini gören Melik I. Fuâd, ülkesinde yok olmaya yüz tutmuş olan hat sanatını canlandırmak için ondan Kahire’de bir hat mektebi açmasını istedi. Aziz Efendi melikin bu teklifini kabul etti ve ailesini de yanına alarak Kahire’ye yerleşti.
1922 yılı sonlarında Kahire’de Medresetü tahsîni’l-hutûti’l-melikiyye adıyla bir mektep kurularak Halilağa Medresesi’ne bağlanmıştı. Bu mektebin büyük bir ilgi görmesi üzerine melik ikinci bir hat medresesi açılmasını emretti. Bunun üzerine Aziz Efendi 1923 yılı başlarında Şeyh Sâlih Erkek Medresesi’nde yeni bir hat mektebi kurdu, her iki mektebin hem müdürlüğünü hem de hat hocalığını yaptı. Önce Melik I. Fuâd’ın hususi evkaf divanına bağlanan, daha sonra Eğitim Bakanlığı’na devredilen bu hat medreselerinin kurulması Mısır kültür ve sanatı bakımından oldukça önemli, hatta tarihî bir hadisedir.
Kahire eskiden beri İslâm dünyasının önemli kültür merkezlerinden biri olması sebebiyle buraya çeşitli İslâm ülkelerinden ilim ve sanat öğrenmek üzere gelen binlerce genç, bu hat medreselerinden de istifade ederek memleketlerine dönmüşler, kendi ülkelerinde klasik Türk hat üslûbunun yayılmasını sağlamışlardır. Bunda Aziz Efendi’nin Kahire’deki on bir yıllık hocalığının önemli bir rolü olduğu âşikârdır. Aziz Efendi sanat çalışmalarından artakalan vaktini mevlevîhânede irşad halkasına girenleri mânen yetiştirmekle geçirmiştir.
Aziz Efendi, Kahire’nin havası sağlığına pek iyi gelmediği için Nisan 1933’te Mısır hükümetinden emekliliğini isteyerek İstanbul’a döndü. 16 Ağustos 1934’te vefat etti ve Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.
Hayatı boyunca büyük bir gayretle çalışmış olan Aziz Efendi Kahire ve İstanbul’da pek çok talebe yetiştirmiştir.
Kahire’de icâzet verdiği talebeleri arasında Tâhir el-Kürdî, Muhammed Ali Mekkâvî, Muhammed Efendi eş-Şehhât, Muhammed Ahmed Abdül‘âl, Rızk Mûsâ, Abdülkadir Efendi, Abdürrâzık Sâlim ve Abdurrahman Hâfız Arap âleminin önde gelen hattatlarıdır. İstanbul’da icâzet verdiği talebeleri içinde de Mahmut Bedrettin Yazır ve Ömer Vasfî Türk hat sanatında önemli yeri olan kişilerdir.
Aziz Efendi hat sahasında çok güzel eserler bırakmıştır. Bunlar arasında on iki mushaf-ı şerif onun en önemli eserlerindendir. O tarihte bu mushaflardan biri Afganistan emîrinde, biri de Hidiv Abbas Hilmi Paşa’nın vâlidesinde idi. Melik I. Fuâd için yazdığı Kur’ân-ı Kerîm 1952’de Nâsır ihtilâlinden sonra kaybolmuştur. İki mushaf-ı şerif İstanbul’da damadı Ekrem Hakkı Ayverdi’nin kurduğu Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı, Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’nda bulunmakta, diğerlerinin ise nerede olduğu bilinmemektedir. “Hutût-ı mütenevvia” ile yazdığı yedi büyük hilye de hat sanatındaki kudretini gösteren önemli eserleridir. Bu hilyelerden biri yine aynı vakfın hat koleksiyonunda, biri İstanbul’da Ümmü Kenan Dergâhı’nda, biri de Emin Barın hat koleksiyonunda bulunmaktadır. Hayatının en olgun dönemine rastlayan Kahire’deki hocalığının, bugün Arap âleminde hat sanatının, klasik yazı formlarının bozulmadan günümüze ulaşmasında ve ilerlemesinde önemli ölçüde rol oynadığı kabul edilmektedir. Yirmiyi aşkın sülüs-nesih ve ta‘lik meşk albümü ile ta‘lik hatla yazdığı Ḳaṣîdetü’l-bürʾe ve sülüs-nesih el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye Kahire’de yayımlanmıştır (1343/1924). Ayrıca Bursa Ulucamii’nde iki, İstanbul’da Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde 116 parça levhası ile özellikle Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’nda çeşitli yazı örnekleri ve levhaları bulunmaktadır.
Kaynak: T.D.V. İslâm Ansiklopedisi

image
Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Vasib
Vasib
15 saat

AZİZ EFENDİ, Rifâî (1872-1934) Meşhur Türk hattatı.

Müellif: MUHİTTİN SERİN

Trabzon’un Maçka kazasında doğdu. Babası Rize eşrafından Molla Mehmed Abdülhamid Efendi, annesi Esma Hanım’dır. Ailesi Doksanüç Harbi sırasında İstanbul’a gitti. Babası önce Akpınar, daha sonra Kâğıthane köyü camisinde imamlık yaptı.
Aziz Efendi ilk tahsilini Eyüp’te Şah Sultan İbtidâî Mektebi’nde tamamladı. Sıbyan mektebi sıralarında güzel yazıya olan merak ve kabiliyeti dolayısıyla Filibeli Ârif Efendi’den sülüs ve nesih yazılarını öğrenmeye başladı.
Yazıdaki başarısı ile kısa zamanda hocasının sevgi ve takdirini kazandı. Yazı tahsilini tamamlayıncaya kadar Nuruosmaniye’deki hat mektebine devam etti. 1896’da hocası Ârif Efendi ile Reîsülhattâtîn Muhsinzâde Abdullah Hamdi Bey’den sülüs ve nesih yazılarında icâzet aldı; daha önce Karinâbâdlı Hasan Hüsnü Efendi’den ta‘lik yazısını meşkederek 1894’te ondan da icâzet almıştı. Zamanın celî üstadı Sâmi Efendi’nin Horhor’daki evinde yapılan sanat sohbetlerine devam ederek celî sülüs, celî ta‘lik yazılarının inceliklerini öğrendi.
Kabiliyetinin yanında disiplinli bir hat öğrenimi de gören Aziz Efendi, Şevki Efendi yolunda yazıya kendine has bir şive katarak sanat sahasında şahsiyetini ortaya koydu. Emsali arasında “serîülkalem” namıyla şöhret buldu.
Divanî, reyhânî, muhakkak, tevkīî, ta‘lik, rikā‘ ve rik‘a yazılarını bütün incelikleriyle bilir ve yazardı. Revnakoğlu, “Aziz Efendi rik‘a yazar gibi süratle sülüs, nesih ve ta‘lik yazardı. İstanbul’da en çok yazısı görülen bir zattı” diyor. Bilhassa celî sülüs yazıların istif ve terkibinde son derece mahir olup çok güzel tuğra resmederdi.
Eserlerine önceleri Abdülaziz Eyyûbî ve Aziz, daha sonra ise Şeyh Mehmed Abdülaziz er-Rifâî şeklinde imza koydu.
İlk memuriyete 1896’da Meclis-i İdâre-i Emvâl-i Eytâm Kitâbeti’nde başladı. 1903’te görevi Mektûbî-i Meşîhat-ı Ulyâ Kalemi Ketebesi’ne nakledildi. Bu arada Şehrî Ahmed Efendi’nin derslerine devam ederek ilmiye icâzetnâmesi aldı (1904), ayrıca Özbekler Tekkesi Şeyhi Edhem Efendi’den ebru sanatını öğrendi. Bir müddet sonra yazısının güzelliği ve ahlâkî olgunluğu sebebiyle Ma‘rûzât-ı Mühimme Kitâbeti’ne terfi etti ve kendisine gümüş liyakat madalyasıyla dördüncü dereceden Mecîdî nişanı verildi. Bu görevinin yanında Medresetü’l-kudât’ta ve Mahmûdiye Rüşdiyesi’nde yazı hocalığı yaptı, meşihat dairesi memurlarına da ta‘lik dersi verdi. Bu sırada Ümmü Kenan Dergâhı Şeyhi Kenan Rifâî’ye intisap ederek 1910 yılında ondan hilâfet aldı.
1920’de Mısır Meliki I. Fuâd kendi adına bir Kur’ân-ı Kerîm yazdırmak isteyince ehil bir hattat seçmek üzere Mısır nakîbüleşrafı Muhammed Ali Biblâvî’yi hat üstatlarının merkezi İstanbul’a gönderdi. Biblâvî önce Medresetü’l-hattâtîn’de Türk hattatlarıyla tanıştı ve yazılarını inceledi. Tavsiye üzerine Bâb-ı Meşîhat’ta Aziz Efendi’yi de ziyaret ederek eserlerini gördü. Bu inceleme ve araştırmaları sonunda Aziz Efendi’nin aradığı evsafta muktedir bir hattat olduğuna karar verdi. Aziz Efendi 1922 yılında, Mısır hükümetinin isteği, Mısır ve İstanbul İngiliz işgal kuvvetleri yüksek komiserliğinin aracılığı ile resmen Mısır’a davet edildi. Görevli bulunduğu Meşihat dairesinin 14 Muharrem 1341 (6 Eylül 1922) tarih ve 107 sayılı yazısı ile beş ay izinle Kahire’ye gitti.
“Melik Fuad nüshası” olarak bilinen mushaf-ı şerifi burada Ezher ulemâsının kontrolüyle resm-i Osmânî üzere altı ayda yazdı. Bunun tezhibi de kendisinden istenince izni beş ay daha uzatıldı.
Aziz Efendi’nin İslâm yazılarındaki üstünlüğünü ve kudretini gören Melik I. Fuâd, ülkesinde yok olmaya yüz tutmuş olan hat sanatını canlandırmak için ondan Kahire’de bir hat mektebi açmasını istedi. Aziz Efendi melikin bu teklifini kabul etti ve ailesini de yanına alarak Kahire’ye yerleşti.
1922 yılı sonlarında Kahire’de Medresetü tahsîni’l-hutûti’l-melikiyye adıyla bir mektep kurularak Halilağa Medresesi’ne bağlanmıştı. Bu mektebin büyük bir ilgi görmesi üzerine melik ikinci bir hat medresesi açılmasını emretti. Bunun üzerine Aziz Efendi 1923 yılı başlarında Şeyh Sâlih Erkek Medresesi’nde yeni bir hat mektebi kurdu, her iki mektebin hem müdürlüğünü hem de hat hocalığını yaptı. Önce Melik I. Fuâd’ın hususi evkaf divanına bağlanan, daha sonra Eğitim Bakanlığı’na devredilen bu hat medreselerinin kurulması Mısır kültür ve sanatı bakımından oldukça önemli, hatta tarihî bir hadisedir.
Kahire eskiden beri İslâm dünyasının önemli kültür merkezlerinden biri olması sebebiyle buraya çeşitli İslâm ülkelerinden ilim ve sanat öğrenmek üzere gelen binlerce genç, bu hat medreselerinden de istifade ederek memleketlerine dönmüşler, kendi ülkelerinde klasik Türk hat üslûbunun yayılmasını sağlamışlardır. Bunda Aziz Efendi’nin Kahire’deki on bir yıllık hocalığının önemli bir rolü olduğu âşikârdır. Aziz Efendi sanat çalışmalarından artakalan vaktini mevlevîhânede irşad halkasına girenleri mânen yetiştirmekle geçirmiştir.
Aziz Efendi, Kahire’nin havası sağlığına pek iyi gelmediği için Nisan 1933’te Mısır hükümetinden emekliliğini isteyerek İstanbul’a döndü. 16 Ağustos 1934’te vefat etti ve Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.
Hayatı boyunca büyük bir gayretle çalışmış olan Aziz Efendi Kahire ve İstanbul’da pek çok talebe yetiştirmiştir.
Kahire’de icâzet verdiği talebeleri arasında Tâhir el-Kürdî, Muhammed Ali Mekkâvî, Muhammed Efendi eş-Şehhât, Muhammed Ahmed Abdül‘âl, Rızk Mûsâ, Abdülkadir Efendi, Abdürrâzık Sâlim ve Abdurrahman Hâfız Arap âleminin önde gelen hattatlarıdır. İstanbul’da icâzet verdiği talebeleri içinde de Mahmut Bedrettin Yazır ve Ömer Vasfî Türk hat sanatında önemli yeri olan kişilerdir.
Aziz Efendi hat sahasında çok güzel eserler bırakmıştır. Bunlar arasında on iki mushaf-ı şerif onun en önemli eserlerindendir. O tarihte bu mushaflardan biri Afganistan emîrinde, biri de Hidiv Abbas Hilmi Paşa’nın vâlidesinde idi. Melik I. Fuâd için yazdığı Kur’ân-ı Kerîm 1952’de Nâsır ihtilâlinden sonra kaybolmuştur. İki mushaf-ı şerif İstanbul’da damadı Ekrem Hakkı Ayverdi’nin kurduğu Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı, Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’nda bulunmakta, diğerlerinin ise nerede olduğu bilinmemektedir. “Hutût-ı mütenevvia” ile yazdığı yedi büyük hilye de hat sanatındaki kudretini gösteren önemli eserleridir. Bu hilyelerden biri yine aynı vakfın hat koleksiyonunda, biri İstanbul’da Ümmü Kenan Dergâhı’nda, biri de Emin Barın hat koleksiyonunda bulunmaktadır. Hayatının en olgun dönemine rastlayan Kahire’deki hocalığının, bugün Arap âleminde hat sanatının, klasik yazı formlarının bozulmadan günümüze ulaşmasında ve ilerlemesinde önemli ölçüde rol oynadığı kabul edilmektedir. Yirmiyi aşkın sülüs-nesih ve ta‘lik meşk albümü ile ta‘lik hatla yazdığı Ḳaṣîdetü’l-bürʾe ve sülüs-nesih el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye Kahire’de yayımlanmıştır (1343/1924). Ayrıca Bursa Ulucamii’nde iki, İstanbul’da Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde 116 parça levhası ile özellikle Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’nda çeşitli yazı örnekleri ve levhaları bulunmaktadır.
Kaynak: T.D.V. İslâm Ansiklopedisi

image
Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Vasib
Vasib
15 saat

AZİZ EFENDİ, Rifâî (1872-1934) Meşhur Türk hattatı.

Müellif: MUHİTTİN SERİN

Trabzon’un Maçka kazasında doğdu. Babası Rize eşrafından Molla Mehmed Abdülhamid Efendi, annesi Esma Hanım’dır. Ailesi Doksanüç Harbi sırasında İstanbul’a gitti. Babası önce Akpınar, daha sonra Kâğıthane köyü camisinde imamlık yaptı.
Aziz Efendi ilk tahsilini Eyüp’te Şah Sultan İbtidâî Mektebi’nde tamamladı. Sıbyan mektebi sıralarında güzel yazıya olan merak ve kabiliyeti dolayısıyla Filibeli Ârif Efendi’den sülüs ve nesih yazılarını öğrenmeye başladı.
Yazıdaki başarısı ile kısa zamanda hocasının sevgi ve takdirini kazandı. Yazı tahsilini tamamlayıncaya kadar Nuruosmaniye’deki hat mektebine devam etti. 1896’da hocası Ârif Efendi ile Reîsülhattâtîn Muhsinzâde Abdullah Hamdi Bey’den sülüs ve nesih yazılarında icâzet aldı; daha önce Karinâbâdlı Hasan Hüsnü Efendi’den ta‘lik yazısını meşkederek 1894’te ondan da icâzet almıştı. Zamanın celî üstadı Sâmi Efendi’nin Horhor’daki evinde yapılan sanat sohbetlerine devam ederek celî sülüs, celî ta‘lik yazılarının inceliklerini öğrendi.
Kabiliyetinin yanında disiplinli bir hat öğrenimi de gören Aziz Efendi, Şevki Efendi yolunda yazıya kendine has bir şive katarak sanat sahasında şahsiyetini ortaya koydu. Emsali arasında “serîülkalem” namıyla şöhret buldu.
Divanî, reyhânî, muhakkak, tevkīî, ta‘lik, rikā‘ ve rik‘a yazılarını bütün incelikleriyle bilir ve yazardı. Revnakoğlu, “Aziz Efendi rik‘a yazar gibi süratle sülüs, nesih ve ta‘lik yazardı. İstanbul’da en çok yazısı görülen bir zattı” diyor. Bilhassa celî sülüs yazıların istif ve terkibinde son derece mahir olup çok güzel tuğra resmederdi.
Eserlerine önceleri Abdülaziz Eyyûbî ve Aziz, daha sonra ise Şeyh Mehmed Abdülaziz er-Rifâî şeklinde imza koydu.
İlk memuriyete 1896’da Meclis-i İdâre-i Emvâl-i Eytâm Kitâbeti’nde başladı. 1903’te görevi Mektûbî-i Meşîhat-ı Ulyâ Kalemi Ketebesi’ne nakledildi. Bu arada Şehrî Ahmed Efendi’nin derslerine devam ederek ilmiye icâzetnâmesi aldı (1904), ayrıca Özbekler Tekkesi Şeyhi Edhem Efendi’den ebru sanatını öğrendi. Bir müddet sonra yazısının güzelliği ve ahlâkî olgunluğu sebebiyle Ma‘rûzât-ı Mühimme Kitâbeti’ne terfi etti ve kendisine gümüş liyakat madalyasıyla dördüncü dereceden Mecîdî nişanı verildi. Bu görevinin yanında Medresetü’l-kudât’ta ve Mahmûdiye Rüşdiyesi’nde yazı hocalığı yaptı, meşihat dairesi memurlarına da ta‘lik dersi verdi. Bu sırada Ümmü Kenan Dergâhı Şeyhi Kenan Rifâî’ye intisap ederek 1910 yılında ondan hilâfet aldı.
1920’de Mısır Meliki I. Fuâd kendi adına bir Kur’ân-ı Kerîm yazdırmak isteyince ehil bir hattat seçmek üzere Mısır nakîbüleşrafı Muhammed Ali Biblâvî’yi hat üstatlarının merkezi İstanbul’a gönderdi. Biblâvî önce Medresetü’l-hattâtîn’de Türk hattatlarıyla tanıştı ve yazılarını inceledi. Tavsiye üzerine Bâb-ı Meşîhat’ta Aziz Efendi’yi de ziyaret ederek eserlerini gördü. Bu inceleme ve araştırmaları sonunda Aziz Efendi’nin aradığı evsafta muktedir bir hattat olduğuna karar verdi. Aziz Efendi 1922 yılında, Mısır hükümetinin isteği, Mısır ve İstanbul İngiliz işgal kuvvetleri yüksek komiserliğinin aracılığı ile resmen Mısır’a davet edildi. Görevli bulunduğu Meşihat dairesinin 14 Muharrem 1341 (6 Eylül 1922) tarih ve 107 sayılı yazısı ile beş ay izinle Kahire’ye gitti.
“Melik Fuad nüshası” olarak bilinen mushaf-ı şerifi burada Ezher ulemâsının kontrolüyle resm-i Osmânî üzere altı ayda yazdı. Bunun tezhibi de kendisinden istenince izni beş ay daha uzatıldı.
Aziz Efendi’nin İslâm yazılarındaki üstünlüğünü ve kudretini gören Melik I. Fuâd, ülkesinde yok olmaya yüz tutmuş olan hat sanatını canlandırmak için ondan Kahire’de bir hat mektebi açmasını istedi. Aziz Efendi melikin bu teklifini kabul etti ve ailesini de yanına alarak Kahire’ye yerleşti.
1922 yılı sonlarında Kahire’de Medresetü tahsîni’l-hutûti’l-melikiyye adıyla bir mektep kurularak Halilağa Medresesi’ne bağlanmıştı. Bu mektebin büyük bir ilgi görmesi üzerine melik ikinci bir hat medresesi açılmasını emretti. Bunun üzerine Aziz Efendi 1923 yılı başlarında Şeyh Sâlih Erkek Medresesi’nde yeni bir hat mektebi kurdu, her iki mektebin hem müdürlüğünü hem de hat hocalığını yaptı. Önce Melik I. Fuâd’ın hususi evkaf divanına bağlanan, daha sonra Eğitim Bakanlığı’na devredilen bu hat medreselerinin kurulması Mısır kültür ve sanatı bakımından oldukça önemli, hatta tarihî bir hadisedir.
Kahire eskiden beri İslâm dünyasının önemli kültür merkezlerinden biri olması sebebiyle buraya çeşitli İslâm ülkelerinden ilim ve sanat öğrenmek üzere gelen binlerce genç, bu hat medreselerinden de istifade ederek memleketlerine dönmüşler, kendi ülkelerinde klasik Türk hat üslûbunun yayılmasını sağlamışlardır. Bunda Aziz Efendi’nin Kahire’deki on bir yıllık hocalığının önemli bir rolü olduğu âşikârdır. Aziz Efendi sanat çalışmalarından artakalan vaktini mevlevîhânede irşad halkasına girenleri mânen yetiştirmekle geçirmiştir.
Aziz Efendi, Kahire’nin havası sağlığına pek iyi gelmediği için Nisan 1933’te Mısır hükümetinden emekliliğini isteyerek İstanbul’a döndü. 16 Ağustos 1934’te vefat etti ve Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi.
Hayatı boyunca büyük bir gayretle çalışmış olan Aziz Efendi Kahire ve İstanbul’da pek çok talebe yetiştirmiştir.
Kahire’de icâzet verdiği talebeleri arasında Tâhir el-Kürdî, Muhammed Ali Mekkâvî, Muhammed Efendi eş-Şehhât, Muhammed Ahmed Abdül‘âl, Rızk Mûsâ, Abdülkadir Efendi, Abdürrâzık Sâlim ve Abdurrahman Hâfız Arap âleminin önde gelen hattatlarıdır. İstanbul’da icâzet verdiği talebeleri içinde de Mahmut Bedrettin Yazır ve Ömer Vasfî Türk hat sanatında önemli yeri olan kişilerdir.
Aziz Efendi hat sahasında çok güzel eserler bırakmıştır. Bunlar arasında on iki mushaf-ı şerif onun en önemli eserlerindendir. O tarihte bu mushaflardan biri Afganistan emîrinde, biri de Hidiv Abbas Hilmi Paşa’nın vâlidesinde idi. Melik I. Fuâd için yazdığı Kur’ân-ı Kerîm 1952’de Nâsır ihtilâlinden sonra kaybolmuştur. İki mushaf-ı şerif İstanbul’da damadı Ekrem Hakkı Ayverdi’nin kurduğu Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı, Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’nda bulunmakta, diğerlerinin ise nerede olduğu bilinmemektedir. “Hutût-ı mütenevvia” ile yazdığı yedi büyük hilye de hat sanatındaki kudretini gösteren önemli eserleridir. Bu hilyelerden biri yine aynı vakfın hat koleksiyonunda, biri İstanbul’da Ümmü Kenan Dergâhı’nda, biri de Emin Barın hat koleksiyonunda bulunmaktadır. Hayatının en olgun dönemine rastlayan Kahire’deki hocalığının, bugün Arap âleminde hat sanatının, klasik yazı formlarının bozulmadan günümüze ulaşmasında ve ilerlemesinde önemli ölçüde rol oynadığı kabul edilmektedir. Yirmiyi aşkın sülüs-nesih ve ta‘lik meşk albümü ile ta‘lik hatla yazdığı Ḳaṣîdetü’l-bürʾe ve sülüs-nesih el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye Kahire’de yayımlanmıştır (1343/1924). Ayrıca Bursa Ulucamii’nde iki, İstanbul’da Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde 116 parça levhası ile özellikle Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu’nda çeşitli yazı örnekleri ve levhaları bulunmaktadır.
Kaynak: T.D.V. İslâm Ansiklopedisi

image
Beğen
Yorum Yap
Paylaş
Showing 1 out of 399
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19
  • 20

Teklifi Düzenle

Katman ekle








Bir resim seçin
Seviyeni sil
Bu kademeyi silmek istediğinize emin misiniz?
İçeriğinizi ve gönderilerinizi satmak için birkaç paket oluşturarak başlayın. Para kazanma

Cüzdan tarafından ödeme

Ödeme uyarısı

Öğeleri satın almak üzeresiniz, devam etmek ister misiniz?

Geri ödeme istemek