İMAMLAR, DİN GÖREVLİLERİ V.S.
Dünyâda kendi din adamlarıyla uğraşan başka bir millet yoktur herhâlde.
Varsa yoksa imamlar, imamlar, imamlar.
Yediği ekmekten içtiği çaya, bindiği arabadan aldığı maaşa her şeyleri milletin dilinde.
İmamlar namaz aralarında ne yapıyor, camiler niçin temiz değil, tuvaletlerini pislik götürüyor, haftalık izin kullanıyor, namazın izni mi olur, mevlidlerden para alıyor v.s.
Şimdi imam, bir devlet memurudur. Siz devlet dairelerinde boş boş oturan, telefonla oynayan, instagramda gezinen memur görmediniz mi?
Hiçbirini görmeseniz resmi binaların önünde akşama kadar dikilen sigara mübtelâsı memurlar var, onları görmüşsünüzdür.
Yada bir kurumdan diğerine evrak götürmek için daireden çıkan bir memurun bir saat kahvede oturup sonra evrakı teslim ettiğini de görmüş olabilirsiniz.
Daha çok misal verilebilir, haftada iki gün derse girip beş gün boşta olan bazı öğretmenler gibi.
Bu memurlar hiç göze batmaz, maaşları sorgulanmaz, ek işleri de takdir edilir.
Ama imamlara gelince herkes ahlâk zâbıtası kesilir.
Çünkü dertleri imam değil, islâm.
Halbuki imam/müezzin v.s. görevliler de devlet memurudur ve görevleri bellidir. Mevzuatın hiçbir yerinde bunlar tuvalet temizler, cami süpürür, ölü yıkar, namaz aralarında mesai yapar diye bir şey yoktur.
Görevleri bellidir, namaz vakitlerinde camiyi açık tutmak ve imam/müezzin/vâiz her ne ise görevini yapmak.
Zaten sabah namazı onlar için başlı başına büyük bir iştir.
Hiçbir iş göründüğü gibi kolay değildir.
İmam yemesini içmesini hep ölçülü yapar ki namazda sıkışmasın.
Tuvalete bile saatinde gider.
Sabah namazından bir saat evvel tuvalete gider ki tam temizliğe riayet edebilsin.
Bu da takriben imsakten bir saat evvel demektir.
Yani vazifesini bihakkın ifa eden bir din görevlisi, tekâüde yani emekli oluncaya kadar her gün sahur vakti uyanmış olur.
Buna her bünye tahammül gösteremez.
Camide de asgarî bir saat geçirir.
Sonra öğle, ikindi, akşam, yatsı vakitlerinde camiyle evi arasında adeta mekik dokur.
Cemaatten işittiği lafları, iş tariflerini, hakarete varan ifadeleri saymıyorum bile. Hepsine hilm ile muamele etmeye mecburdur.
Peki bu adamlar niçin maaş alır?
Camide beş vakit ücretsiz namaz kıldıracak, çağrıldığında cenâzelerde hâzır bulunacak müslüman bulunmadığı için.
Maaş vermeyince adam niye camiyi beklesin, maîşetini temin için işe gider, namazını da ya iş yerinde, yada iş yerine yakın bir camide eda eder.
Mevlidlerde para meselesine gelince...
Hiçbir din görevlisi mevlid okumaya mecbur değil, ve bu adam orada sesini, nefesini, emeğini, vaktini sarfediyor, bırakın da alsın.
Kimse de mevlid okutmaya mecbur değil, parası kıymetli olan okutmasın.
Çalgıcılar da düğünlerde cd çalıp astronomik fiyatlar talep ediyorlar, hiç rahatsız olan var mı? Yok.
Onun maaşı var deniliyorsa maaşı mevlid okumak için almıyor. O zaman gidilir bir mevlidhan tutulur ve para da ona verilir.
Cenâb-ı zât-ı zü'l-celâl cümlemize hidâyet nasîb eylesin. Hakkı hak bilip ona ittibâ etmeyi, bâtılı da bâtıl bilip ondan içtinâb etmeyi cümlemize müyesser eylesin.