*Konya Aydınlar Ocağı’nda Yeniçeri Ocağı Konuşuldu: Prof. Dr. Aköz “Darbe Yeniçeri Geleneğidir” Dedi*

*Kültür-Sanat / 17 Haziran 2026 15:51 - Konya*
Konya Aydınlar Ocağı’nın mutat Selçuklu Salı Sohbetleri’nde bu hafta lağvedilişinin 200. yılında Yeniçeri Ocağı masaya yatırıldı. Prof. Dr. Alaattin Aköz, “Türklerde darbenin bir yeniçeri geleneği olduğuna” dikkat çekti.

*“Padişahın kural tanımaz kulları”*
15 Haziran 1826’da sonlandırılan Yeniçeri Ocağı, Konevi Derneği salonundaki programda anlatıldı. Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, yozlaşmanın arttığı dönemde ocağın kapatılmasının toplum tarafından olumlu karşılandığını belirtti: “Melek girmez sokak denilecek kadar, delikanlıların bile geçemediği sokaklar oluşmuştu. Yeniçeriler devletin başına musallat olmuş büyük sıkıntı haline gelmişti.”

*Barışta da görevliydiler*
Prof. Dr. Alaattin Aköz, yeniçerilerin sadece savaşta değil barış zamanında da görevli olduğunu anlattı: İstanbul başta olmak üzere bölge güvenliği, muhafızlık, yangın durumunda itfaiye, karakolların ve kale kapılarının açılıp kapanması hizmetleri onlardaydı. 1560’tan sonra taşrada da garnizonlar kurularak padişahın sadık kulları olarak hizmet ettiler. 17. yüzyılda Celalî isyanlarının bastırılmasında etkin rol oynadılar.

*Bektaşi bağlılığı ve bozulma*
Aköz, ocağın Bektaşi tarikatına bağlı, mezhep olarak Hanefi olduğunu vurguladı. Ocağın 94. Cemaat Ortası’nda Bektaşi babalarından biri Hacı Bektaş vekili olarak otururdu. Ancak 16. yüzyılın ikinci yarısında, 3. Murat döneminde bozulma başladı. Şehzade Mehmet’in sünnet düğününde gösteri yapan cambaz ve hokkabazların usulsüz şekilde ocağa alınması, evlenme yasağının çiğnenmesi, “esâme” defterlerine rüşvetle kayıt olunması mali yük oluşturdu.

*Savaş yetersizliği ve halk üzerindeki baskı*
Aköz, Küçük Kaynarca’yla biten 1768 Osmanlı-Rus Savaşı’nın yetersizliği tescillediğini söyledi. Belgelerde “düşman yüzünü görmeden firar eden bîar taifesi” diye geçen yeniçeriler, zamanla çarşı-pazarı haraca bağladı. Konya’da kiliseyi basma, gayrimüslimlerin kızlarını götürme girişimleri mahkeme kayıtlarına yansıdı. Bu nedenle ocağın kaldırılması “Vaka-yı Hayriyye” olarak adlandırıldı.

*“Darbe yeniçeri geleneğidir”*
Aköz, Osmanlı tarihindeki ilk ayaklanmanın 1466’daki Buçuktepe Vak’ası olduğunu hatırlattı. Fatih’in ölümünü gizleyip Cem’i tahta geçirme girişimi, 2. Bayezid’i tahttan indirme, 2. Osman’ı öldürme, 4. Mehmet’i tahta oturtma gibi olaylarla “darbenin yeniçeri geleneği” haline geldiğini belirtti.

*Vaka-yı Hayriyye ile son*
2. Mahmut’un batı tarzında talimli Eşkinci Ocağı kurma kararına “din elden gidiyor” diyerek karşı çıkan yeniçeriler, 15 Haziran 1826’da isyan etti. Kışla muhasara altına alındı. 17 Haziran 1826’da ocağın kaldırıldığına dair ferman, Pertev Paşa tarafından hazırlandı ve Vakanüvis Esat Efendi tarafından Sultanahmet Camii minberinde okundu. İsyan sonrası 40-50 günde İstanbul’un nüfusu 30 bin azaldı.

Program, Yeniçeri Ocağı’nın yükselişi, bozuluşu ve kaldırılış sürecini tarihsel belgelerle gözler önüne serdi.

Sence tarihteki bu “ocak bozulması” günümüz kurumları için nasıl bir ders veriyor? Yeniçerilerin kaldırılışını nasıl değerlendiriyorsun?