*Soner Yalçın: Mesele İran Değil, Yeni Dünyada Türkiye’nin Yeri*

*18 Haziran 2026 05:55 / Analiz - Odatv*
Odatv yazarı *Soner Yalçın*, ABD-İran mutabakatını “iki ülke savaşı” olarak okumanın eksik kalacağını yazdı. Yalçın’a göre asıl mesele, dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin Atlantik’ten Avrasya’ya kayması ve Türkiye’nin bu dönüşümdeki rolü.

*“Büyük güçler ekonomik düzenin taşıyıcısıdır”*
Yazısında 17. yüzyılda Hollanda, 19. yüzyılda İngiltere, 20. yüzyılda ABD örneğini veren Yalçın, yükselişin sadece askeri güçle değil ticaret yolları, finans sistemi ve uluslararası kuralları belirlemekle gerçekleştiğini vurguladı. Bugün ABD hegemonyasının neoliberal küreselleşme modelinin tarihsel sınırlarına dayandığını, tartışmanın Washington’un güç kaybetmesinden öte “dünya ekonomisinin ağırlık merkezi nereye kayıyor” sorusu olduğunu belirtti.

*Avrasya yükseliyor, Atlantik dönemi kapanıyor*
Yalçın, İngiliz jeopolitikçi Halford Mackinder’in “Dünya siyasetinin kaderini Avrasya’nın iç bölgelerini kontrol edenler belirleyecek” tezinin bugün yeniden tartışıldığını hatırlattı. Neoliberal küreselleşmenin Atlantik merkezli deniz ticaretinin ürünü olduğunu, ancak Çin’in Kuşak ve Yol girişimi, Rusya’nın Kuzey-Güney koridoru ve Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlayan kara-demiryolu hatlarıyla ilk kez “kara merkezli Avrasya düzeni”nin alternatif olarak ortaya çıktığını yazdı.

Bu nedenle ABD-İran geriliminin Basra Körfezi’nden Kafkasya’ya, Hazar’dan Orta Asya’ya uzanan Avrasya kuşağının rolünü belirleyeceğini savundu.

*Türkiye için tarihsel eşik*
Yalçın’a göre Türkiye iki yüzyıldır Atlantik merkezli düzende “Avrupa’nın doğu sınırı, NATO’nun ileri karakolu” olarak konumlandı. Ancak ekonomik ağırlık Avrasya’ya kayarken Türkiye’nin jeopolitik konumu farklı anlam kazanacak. Hazar enerji havzası, Orta Asya hammadde kaynakları, Çin-Avrupa kara koridorları, Karadeniz ve Doğu Akdeniz aynı eksende birleşiyor.

Kritik soruyu şöyle sordu: *“Türkiye, yükselen Avrasya’nın geçiş ülkesi mi yoksa merkez ülkelerinden biri mi olacak?”*
Yalçın, Venedik ve İngiltere örnekleriyle “Kazananlar yolların üzerinde duranlar değil, o yolları yönetenler oldu” dedi. Türkiye’nin önündeki tarihsel görevin bu dönüşümü uzaktan izlemek değil, “kurucu aktörlerinden biri olmak” olduğunu vurguladı.

*“Türk siyaseti kavramış değil”*
Yazının sonunda Türk siyasetinin bu tarihsel eşiği henüz tam kavramadığını belirten Yalçın, yeni dünya düzenlerinde yükselen ülkelerin değişimi bekleyenler değil, ticaretin, finansın ve üretimin yeni kurallarını belirleyenler olacağını hatırlattı.

*Etiketler*: Soner Yalçın, Çin, ABD, Türkiye, İran, Avrasya, Atlantik

Sence Türkiye bu Avrasya dönüşümünde “geçiş ülkesi” mi kalır, yoksa “merkez aktör” olabilir mi? Hangi adımlar atılırsa kuralları belirleyen tarafta oluruz?